ateşten biçilen ekin
Sezai Karakoç için
sen şimdi gönderine siyah bayraklar çekilmiş
bir ülkenin mahcubiyetinde
telaşlı ayaklarını mezarlık yokuşunda bırakarak
sarsak adımlarla
iskenderiye’ye doğru, kitaplarını yakmaya
çünkü korkunç elleriyle akşam serinliğini ortadan kaldıran yetimlik
çünkü canları parmaklarından çekilmiş kızların
aşık oldukları günden kalan hüzün
çünkü ölümün acısıyla inleyen insanların görmekten korktuğu düşler
seninle yok oluşa
seninle, yangınların unutturmaya cüret edemediği yılların arasına
çünkü vazgeçmek uzun bir yoldur diye
inanmayı seçtin kavrulmuş bakışlara
izini sürdüğüm günlerin sonunda
çaresiz, mahcup bir yüzle
satmaya çalışıyorum ruhumu
ismin karşılığında
sen eyy kalbime kazınan o siyah nokta
büyüyen ve öfkesiyle baş başa kalan
sen eyy baharın ve leylakların habercisi
beni bakışlarının kıyısında tut
bana ertelenmemiş bir gün bağışla
başka türlü nasıl yaşanır bilmiyorum