saçlarımı taradım. başka bir şehre avucumun kanını döktüm. denizi içime attım, ayaklarımı sürterek yürüdüğüm yollara bakmadım. başım gökte, başım göğe, başım satırla bir.
çok uzun zaman oldu..
inandım. inanmak istedim çok. çok istedim avucumdan akan kanın durmamasını. yine de inanmak istedim. yine de çatlarcasına.
çok uzun zaman oldu..
böyle kendimi inkâr etmeyeli. böyle duvarlara boş boş bakmayalı. böyle gizlenip, böyle gözyaşsız, böyle dizesiz.
çok uzun zaman oldu..
kendini denize katık eden dostumun "inanmak varolmaktır bilirsin" diye tekrarlamalarını unutalı. unutmuş gibi yapalı. böyle mi olur, böyle mi hep bileğime çentik atmaya bir orduyla gideceğim. böyle mi olacak hep. ben bu sözleri duymuştum çok kez. ben bu sözleri yani canım sana..
çok uzun zaman oldu..
böyle beklemeyeli. böyle çıkarıp kalbimi arenanın tam ortasına. böyle kendimi ateşe, dünyayı ateşe. ateşe. ateş et. durma.
çok uzun zaman oldu sanıyordum. unutabilirdim geçmişi ve başım üzerinde dönen akbabaları. unutabilirim sanıyordum ve inanmaya, çatlarcasına. çatlatıp bileğimi yani kolumun en işlek, yani en çok sol kolumu. tekinsiz bir şarkı eşliğinde yani şu göğsümün üstünde duran yarayı saklayıp. saklanıp sonra, sonra gözyaşsız ve sonra bir dizeye giden kandan köprüleri. yakılmayan gemileri. gidilmeyen yolları. acıya ve inançsızlığa açılan. yani bir daha asla yani hayır inanmalıyım çatlarcasına. inanmalıyım yoksa ben kimsenin duymadığı dizelerle anlatabilirim suya düşen intiharı. ben saklayabilirim ben kendimi uzun uzak yollara ve uzak ve hayır. inanmak varolmaktır.
ve ben yine ve ben gözlerime bakıp içimi acıtan cümleler kuran ve ben yine üç beş satır kalmış hayatıma gecenin bir vakti giren ve ben yine kime dokunsam inkâr. ve ben yine alaturka bulduğum şarkıları bir cümlenin sonuna katıp yani siz de bilirsiniz göğsüne ne kadar kor düşerse insanın yani ne kadar çalkalanırsa fırtınalarla ne kadar bilincini inanmaya adayıp düşerse bir kuzgunun ardından kara karışık dallara ümitlenmeye yani ne kadar severse yani siz de bilirsiniz o kadar yaklaşır ölüme. o kadar güneş öykünür o kadar deniz çeker insan. başında karayosunlara teşne fikirler. başında verilmiş o ilk sözden açılmış yarıkları. yani söz ki tutuşturur. yani söz diyorum inanmak varolmaktır. yani söze inanmayı seçip yine de. yani çatlarcasına. uzatıp kanayan avuçlarını tutunmaya çalışan. yani yine de başında açılan, kan sızan yarıkları gizleyip inanıyorum çatlarcasına yani inanıyordum yine de. inanıyorum ki sözlerin de bir dini vardır. yani söze inanan yani bir sözü secdegâh eyleyen. yani yine de kanayan ve yine de gözyaşsız. yine de çatlarcasına.
çok uzun zaman oldu. şu gece yine uyutmayacak beni. şu gece yine sigarayla ve kahreden düşüncelerin ağında. küsmeden ve tanımı imkansız bir dirençle. ilmek ilmek örülecek ve sonra yeniden sabaha inanmaya aç ve çatlarcasına doğacak güneşi bekleyeceğim.
sonra yine başka bir gecegelen. sonra yine inanmaya ve kahreden kelimelere. sonra yine verilen sözlerin açtığı yaralara. yine de inanmaya aç ve çatlarcasına.
ben bu sözleri duymuştum çok. ben bu sözleri başından beri. ben sadece inanmak için kendime. yani yaşayabilirim evet diyebilmek için. yani bir sebep için. en çok bir sebep için. salt sebep için. ben kalbimi arenanın tam ortasına.
kaçmadan, göğsümü siper edip. nereden gelirse gelsin sözleriniz. nereden gelirse gelsin bakışlarınızdaki yaşlar. nereden yara açarsanız açın başıma. nereden isterseniz oradan vurun ve öldürün.
ben inanmaya ben yani insan yanımı saklamamış adam. ben yani şu şiirden çıkıp gelen adam. ben yani adam önce. burası en çok adam. burası inanmaya, yani ne pahasına olursa olsun, ellerinden akan kanı bulaştırmadan yüzüne, yani bir patlamadan kalan gülümsemesini fiyakalı bir sustalı gibi taşıyarak arka cebinde, yani ben en çok insan olarak ölmeyi seçip inanan. ne yana dönsem sözlerden yapılma savaş baltaları çarpıyor kafama. ben yine de şu dilini bilmediğim şarkılar eşliğinde, inanmaya uyanacağım güneş doğarken. ve ikrâr.
19/06/2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder