Dilimin ucunda bir acılık. Biraz önce çok değil bir iki saat önce
kafamla asfalt arasında kalan kaskın iz bıraktığı yüzümde geçersiz bir noktada:
biraz acılık. Ölüme yaklaşmak biraz baş ağrısı bırakıyor. Biraz boyunda iz,
biraz sol elde. En çok sol elde.
Kafamı yerden kaldırdığım zaman beynimde çınlayan bir şarkı. Neden şimdi ve neden alaturka? Neden Edith Piaf’ın sesini alaturka buluyorum?
Saatte 120km hızla giderken bir şiiri bitirmeye çalışmak neden?
Kafamı yerden kaldırdığım zaman beynimde çınlayan bir şarkı. Neden şimdi ve neden alaturka? Neden Edith Piaf’ın sesini alaturka buluyorum?
Saatte 120km hızla giderken bir şiiri bitirmeye çalışmak neden?
Hayatım
gözlerimin önünden geçmedi yine. Yine hiçbir şey olmamış gibi devam ettim
yoluma. Yine ölmemişliğime sevinmek için bir sebep bulamadım. Çok çalıştım
kafamla asfaltın arasında kalan kaskın varlığından rahatsız olmamaya.
Yolu
görüyordum, kafamın içinde bitmemiş bir şiirin son dizeleri kuruluyordu. Yol
anlamını yitirdi. Harfler ardı ardına dizilmeye başladı. Ve kamyon. Gerçek
dünyaya dönen ben ve asfaltla kafam arasında kalıp parçalanan kask.
Kalktım. Kaskı çıkardım. Kaska baktım, baktım kendime. Sol avuçiçi parçalanmış. Saatim bileğimi sıyırarak kırılmış. Boynumda bir sızlama. Başağrısı. Kask paramparça.
Edith Piaf’ın sesi kulaklarımda çınladı. Adieu mon couer..**
Neden Edith Piaf? Neden alaturka?
İç kanama geçiriyor muyum diye düşündüm. Baş ağrısının kaynağı beyin sarsıntısı olabilir mi diye düşündüm. Sakindim.
Kamyoncu kaza yaptığımı görünce durmuş. Koşarak yanıma geldi. Sakin halimi görünce telaşlandı. Yok bir şeyim dedim. Yok bir şey. Ellerime su döktüm. Kamyoncu peçete getirdi kanı sildim.
Motosikleti kaldırdık yerden. Çalıştırdım. Kaskı taktım. Sağ ol deyip kamyoncuya tekrar koyuldum yola.
Sol elimden akan kan motosiklete bulaştı. Başımın ağrısı ve kaskın parçalanan camından içeri giren böceklerin verdiği rahatsızlık.
Neredeyse güneş batacak. Güneş batmadan Saros’a varmalıyım. Hayran kaldığım gün batımını fotoğraflamalıyım. Vakit dar ve geri dönmek için hiçbir neden yok. Sol elim sızlıyor.
Bir gün önce yapmaya çalıştığım seyahat benzinin bitmesi yüzünden yarım kalmıştı. Bugün de geri dönemezdim.
Gittim körfezi tepeden gören bir yerde durdum. Işık berbat. Bulutlar güneşi gölgeliyor. Birkaç fotoğraf çektim. Elimin kanı kameraya bulaştı. Sigara içtim. Birkaç fotoğraf daha çektim.
Motosikleti çalıştırdım geri döndüm. Karanlıkta yolumu zor seçtim. Köpekler arkamdan koşturdu. Eve döndüm.
Neden Edith Piaf ve neden son dizelerde içinden çıkamadığım bir şiir var masamda? Neden birkaç fotoğraf için düşüyorum yola? Neden yol fotoğraftan daha önemli oluyor üstünde olduğum zaman?
İki dizelik bir tortu kaldı geriye. Ve bir sürü soru.
Kalktım. Kaskı çıkardım. Kaska baktım, baktım kendime. Sol avuçiçi parçalanmış. Saatim bileğimi sıyırarak kırılmış. Boynumda bir sızlama. Başağrısı. Kask paramparça.
Edith Piaf’ın sesi kulaklarımda çınladı. Adieu mon couer..**
Neden Edith Piaf? Neden alaturka?
İç kanama geçiriyor muyum diye düşündüm. Baş ağrısının kaynağı beyin sarsıntısı olabilir mi diye düşündüm. Sakindim.
Kamyoncu kaza yaptığımı görünce durmuş. Koşarak yanıma geldi. Sakin halimi görünce telaşlandı. Yok bir şeyim dedim. Yok bir şey. Ellerime su döktüm. Kamyoncu peçete getirdi kanı sildim.
Motosikleti kaldırdık yerden. Çalıştırdım. Kaskı taktım. Sağ ol deyip kamyoncuya tekrar koyuldum yola.
Sol elimden akan kan motosiklete bulaştı. Başımın ağrısı ve kaskın parçalanan camından içeri giren böceklerin verdiği rahatsızlık.
Neredeyse güneş batacak. Güneş batmadan Saros’a varmalıyım. Hayran kaldığım gün batımını fotoğraflamalıyım. Vakit dar ve geri dönmek için hiçbir neden yok. Sol elim sızlıyor.
Bir gün önce yapmaya çalıştığım seyahat benzinin bitmesi yüzünden yarım kalmıştı. Bugün de geri dönemezdim.
Gittim körfezi tepeden gören bir yerde durdum. Işık berbat. Bulutlar güneşi gölgeliyor. Birkaç fotoğraf çektim. Elimin kanı kameraya bulaştı. Sigara içtim. Birkaç fotoğraf daha çektim.
Motosikleti çalıştırdım geri döndüm. Karanlıkta yolumu zor seçtim. Köpekler arkamdan koşturdu. Eve döndüm.
Neden Edith Piaf ve neden son dizelerde içinden çıkamadığım bir şiir var masamda? Neden birkaç fotoğraf için düşüyorum yola? Neden yol fotoğraftan daha önemli oluyor üstünde olduğum zaman?
İki dizelik bir tortu kaldı geriye. Ve bir sürü soru.
beni
bekleyen hiçbir kuş sürüsü yok
……..
……
biraz baş ağrısı çok değil biraz
ölümden dönmüş gibi.
……..
……
biraz baş ağrısı çok değil biraz
ölümden dönmüş gibi.
*
Şarkıları Seviyorduk
** Elveda Kalbim
13/06/2007
** Elveda Kalbim
13/06/2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder